Ayrık Otu
@nazendecan
Emekli gazeteciyim, fakat her pazar sabahı Facebook ve İnstagram'da yazı yazıyorum. Atatürk, doğa, insan ve hayvan sevgisi kırmızı çizgimdir.
1-Ömrümüz, ruhumuzun kendini ait hissedeceği insanı aramakla geçiyor. Dinlediğimiz şarkılar, okuduğumuz kitaplar, izlediğimiz filmler kalbimizde yavaş yavaş bir resim çiziyor. Resimdeki kişi aslında yüzü olmayan bir hayal. Yalnızca hissini biliyoruz.
1-Haddini bilmek, ikili ilişkilerde zor kurulan bir dengedir. Çünkü iki tarafın da hem kendisi, hem de karşı taraf için belirlediği bir had çizgisi vardır.
1-Kötülüğün sınırının olmadığını yaşadıkça öğreniyoruz. İlk ortaya çıktığı anı kaçırırsak, sinsi bir biçimde aramıza sızarak kendine yer buluyor. Fark ettiğimizde afallayıp kalıyoruz. Çünkü insanın, bile isteye neden kötülük yaptığını anlamakta güçlük çekiyoruz.
1-Hep geniş zamanlar olsun diye bekliyoruz. İstediğimiz bir şeyi yapmak için, sevdiğimiz insanlarla buluşmak için, görmeyi hayal ettiğimiz yerlere gitmek için... Bazen en küçük bir fırsatla yola çıkmaya cesaret edince, huzurun rengi maviyi buluyoruz. Yoksa günlerin rengi, beklemekle soluyor.
1-Hayat uzun vadede adil. Yaşadığım sürece öyle olaylara şahit oldum ki, şaşkınlığa düşmemek elde değildi. Bilerek ve isteyerek insanlara kötülük yapanların ceza almaktan kurtulduklarını; fakat nihai kararı, ilahi adaletin verdiğini gördüm.
1-Bazı sanatçılar, hayatımızda değerli izler bırakarak gidiyorlar. Aslında onlarla hiç karşılaşmamış, gerçek dünyada hiçbir şey paylaşmamış olabiliriz. Fakat sanatlarını icra ederken yüreğimize dokunan bir filmle, bir şarkıyla, bir şiirle özdeşleşiyorlar. Artık bizden bir parça oluyorlar.
1-Türkiye'deki kadın sürücülerin, yayalara neden yol vermediklerini anlamakta güçlük çekiyoruz... Oysa istatistiklere göre kadın şöförlerimiz, erkeklere göre daha az kaza yapıyorlar. Bu da daha dikkatli şöför olduklarını gösteriyor.
1-Yaşlandığında herkes pamuk nine veya dede olmuyor. Çocuklar büyüyor, kendi hayatları oluyor. Yalnızlık, hastalık ve maddi kaygılarla; "Hayatımızın kontrolünü elimizden kaçırıyoruz" paniğini yaşamaya başlıyoruz. Bu da bizleri öfkeli ve mutsuz insanlara dönüştürebiliyor.
1-Gerçekleri reddetmek, onu değiştirmiyor. Aksine yolu uzatarak bizi sefil ediyor. Yapılacak tek şey; verdiğimiz yanlış kavgalar yüzünden, yenildiğimizi kabul etmek... Çünkü hayat bazen bize bundan başka bir seçenek bırakmıyor.
1-Az bilen insanların çok fikir sahibi olması; bazen komik, bazen de çok can sıkıcı oluyor. Böyle insanlar için, “Aklı fukara olanın, dili ukalalık eder.” denir. Onlarla tartışmaya girmenin, kuyuya atılan bir taş kadar bile bir etkisi olmaz. Tabii biz bunu, olgunlaştıkça anlarız.
1-Dünyada çıkılan bütün yollar, mutluluğu bulma arayışı değil midir? Hayatımızın son perdesinde bile, "onu" bulmayı umut ederiz. Bu aynı zamanda, hayatın anlamını bulma ihtiyacıdır. Anlam da herkesin kendi iç meselesi olduğu için, içsel ihtiyaçlarımızı doğru tanımlamak gerekir.
1-Hayatta var olma mücadelemiz, görünür olmaya çalışmakla başlıyor. Çünkü hepimiz; varlığımızın fark edilip, onaylanmasına ihtiyaç duyarız. Bu; biz insanların hayatla en kuvvetli, bir o kadar da nazik bağı... En karmaşık ve anlaşılması zor olanı da, kendi kendimizi görünmez hale getirmemizdir.
1-Amerika'da yaşadığım yerde; yemyeşil ağaçların çevrelediği göletlerin etrafında çok güzel bisiklet yolları vardı. O yollarda, minicik çocukların neşe içinde bisiklet sürüşlerine gülümseyerek bakmamak elde değildi. Bunu o kadar kolay ve doğal bir şeymiş gibi yapıyorlardı ki...
1-Yalnızlık bir sonuçtur. Başarısızlıkların getirdiği hayal kırıklıklarının, içimizde dönüp duran yankılı boşluğuna benzer... Üstesinden gelebilmek için sağlam bir irade, anlamlı arkadaşlıklar ve sıkı aile bağları gerekir.
1-Birgi, gördüğüm en güzel köy... Zamanın durduğu değil de, başka bir boyuta geçtiği yerler var. Hayat orada adeta gerçeğine paralel bir ritimle akıyor. "Eski", başka bir anlam kazanıyor.
1-Zaaflarımızın, isteklerimizin farkında olmak ne kadar önemli...Bu nedenle Hacı Bektaş-ı Veli; "Marifet nefsi silmek değil, bilmektir." demiş, Çünkü onları bilince; irademizi kullanarak yönetebiliyor ve olgunlaşabiliyoruz. Yoksa kendimizle kavgamız hiç bitmiyor.
1-Başarılı olabilmek için öncelikle, zihnde yaratılan engellerin aşılması gerekiyor. Çünkü insan, gerçekleşmemiş ihtimalleri çok büyütüyor. Zihin de bu ihtimallere odaklanıyor.
1-Hayatımızda bireysellik yükseldikçe; haz, mutluluk duygusunun önüne geçti. Anlık tadların, hızla tüketilen ilişkilerin peşinde hızla koşuyoruz.
1-TÜRKÇE OKU, DİNLE, YAZ VE KONUŞ Biz insanlar, kendisini kelimelerle ifade eden canlılarız. Kullandığımız dil, ait olduğumuz kültür gibi yaşayan bir şey. Üstelik ikisi beraber değişiyor ve dönüşüyor. Çünkü aralarında şaşılacak kadar derin bir bağ var.
1-Ayrılık yalnız kalan için değil, giden için de zordur. Çünkü giden ne kadar üzülse de, verdiği bu kararın altında ezilmemek için dik durmak zorundadır. Çünkü bu terk edişte gerçek sebepler varsa, kalmak ömre zarardır.
1-Güven, fiziksel ihtiyaçlarımızdan sonra gelen en önemli duyguymuş. Oysa ben sevgi olduğunu sanıyordum. Doğduğumuz anda ilk tanıştığımız duygunun korku olduğu düşünülecek olursa, onu kontrol altına alan tek şeyin de güven duygusu olması son derece mantıklı.
1-"Ömrümüz bir göç hikayesidir." sözü, beni alıp götürür. Yaşadığım şehirleri, evleri düşündürür... Bilmediğim ülkelerin, kentlerin sokaklarında meğer ne çok yol almışım. Hep yeniden, yeniden hayatlar kurmuşum. Ne çok göç etmişim, ne çok yorulmuşum...
1-Bazı insanlar, ayrıcalıklı bir dünyaya doğuyor. Hayata önde başlamak, yüksek standart alışkanlığını da beraberinde getiriyor. Çabalamadan elde edilen fırsatları da... Fakat bu fırsatları elde etmek için verilen mücadele hayat memat meselesi olmayınca, anlamı ve duygusu değişiyor.
1-Birisine minnet etmek, taşıması çok ağır bir duygu. İnsana ruhunun bir parçasını satıyormuş gibi hissettiriyor. Borcunuzu ödeseniz bile; bir yerlerde, bir izi mutlaka kalıyor. Özellikle de faturası yanlış kişilerin eline geçmişse, karşılığını sonsuza dek ödeyemiyorsunuz.
1-"Sevmek ne uzun kelime" Cemal Süreya Bazı insanlar şehrimizden gidince, üzerimize garip bir kimsesizlik çöküyor. Açıklanması zor bir duygu bu... Çünkü ihtiyaca dair bir yoksunluk, maddi bir beklenti değil. Bıraktıkları boşluk, kalpte bir yerde...
1-Ayrılık sözcüğü söylenince, ince bir yerinden kırılır kalbimiz. Oysa dün gibi hatırlarsınız, nasıl da güzel başlamıştık. İlk karşılaşma, kalbe dolan o sıcaklık... Sevgi için verilen mücadele, ilk ev eşyalarınızın taşınıp o salonun ortasına konduğu yer...
1-En iyi çözüm, bazen yeniden başlamaktır. Sorunlar, yaptığımız yanlışlar yüzünden çözdükçe dolaşır. İşin doğrusunu anlayıp, düzeltmeye çalışırız. Böyle karmaşık durumlarda, yeni baştan başlamamız gerektiği gerçeği, gelir kendini dayatır.
1-İlişkilerimizde; yeri ve zamanı geldiğinde, cesaretle düşüncelerimizi söylemeliyiz. Sevdiğimiz insanları kaybetmekten korktuğumuz için susmak, çözüm değildir. Çünkü bu uzayan sessizliklerde bir gün gelir, kendimize karşı kürek çektiğimizi fark ederiz.
1-Sonuca olumlu bir etkisi olmuyorsa; ağlayıp sızlamanın, beddualar etmenin faydası yoktur. İnat edersek, kötülük bizi kendi bataklığına çeker. Kurban psikolojisine saplanıp kalırız. Bize yapılan kötülükle başa çıkamıyorsak; her şeyi sabırla ve olgunlukla geride bırakarak, uzaklaşmak gerekir.
1-Zaman; küçükken, sonsuz olduğunu sandığımız, kontrolü çok zor bir kavram. Çünkü sonrasında yanlışları geriye alamıyor, eksik yaptıklarımızı tamamlayamıyoruz. Bu da hayatımıza "keşke"ler getiriyor. İçimizdeki derin yaraların izleri olan "keşke"ler...