Eda Demir
@edademir
“You can only win when your mind is stronger than your emotions.”
Les Diaboliques filmine esin veren çok güzel bir psikolojik gerilim romanı. Suçluluk psikolojisi çok iyi verilmiş, polisiyeyle harmanlanmış. Edebi yanı güçlü, dili akıcı ve olay örgüsü sürükleyici. Sonu da ters köşe. Daha ne olsun. Tavsiye. Hem okuyun hem de filmini izleyin derim. #booksky
Domenico Starnone ne yazsa okurum dediğim yazarlardan biri. Bu da okuduğum 4. kitabı. Olaydan çok insan ilişkilerinin grift ve kaotik yapısını ve bireysel arzuları ele alan derinlikli anlatısını çok sevdim. Dili ve üslubu her zamanki gibi çok iyi kullanmış. Su gibi aktı gitti. #booksky
Hey gidi Sinemia. Kendisi tarih oldu ama hatırası geçen gün elime geçti evin bir köşesinde. Sayesinde ne güzel filmler izlemiştim. Çok güzel bir sistemdi. Var mı hatırlayan ve vakti zamanında kullanmış olan?
Senegal edebiyatından derinlikli ve politik bir roman. Hacminin çok ötesinde. Cinsel kimlik, öteki, toplumsal normlar, ölüm ve yas gibi kavramları cesur, sarsıcı ve gerçekçi bir şekilde ele almış. Yazarın edebi ve güçlü tarzını sevdim. Çevirisi de çok güzel ve akıcı bir kitap. Tavsiye. #booksky
Sizi Simba’yla tanıştırayım. Alt kat komşumun evladı. Tatile gittiler ve bu oğlanla ilgileneyim diye daire anahtarlarını bana bıraktılar. Mama, su, çiş, kaka kontrolü derken her gün kedi sevip öpmeye de güzel bahane çıktı bana. Sabah akşam uğrayıp 2 doz Simba alıyorum, iyi geliyor.
Hüseyin Rahmi Gürpınar bu cümleleri 1921’de yazmış. Bugünden bir farkı var mı? Mehmet Rauf’un da 1911’de yazdığı romanı okuyunca aynı şeyi düşünmüştüm. Adamların 100 yıl önce yazdığı şeyler bugünden farksız. Bu toprakların döngüleri de yaşananları da hiç değişmiyor. #booksky
Övüldüğü kadar varmış, toksik erkekliğe dair çok güzel, çok başarılı bir dizi. Oyunculuklar harikulâdeydi. Hem toplumsal hem de bireysel olarak katman katman açılan hikâyesi rahatsız ederken aynı zamanda çok da etkileyiciydi. Senaryoyu yaz, yönet, bir de üstüne oyna, helal olsun sana Richard Gadd.
Katie Kitamura okumaya Seçmeler’le başladım ama abartıldığı kadar iyi değil bence. Yakınlaşmalar daha başarılı ve daha derinlikli. İkisi de belirgin bir olay örgüsü olmayan karakter odaklı romanlar. Yazarın soğuk ve mesafeli üslubu metinleri merakla okumayı sağlıyor. Şans vermeye değer. #booksky
İyi kurgulanmış bir hikâyesi olan, güzel bir psikolojik gerilim dizisi. Kayıp, yas, suçluluk, iyi kötü, insan doğası, karanlık taraflarımız gibi kavramları felsefi olarak ele alması dizinin en güçlü yönü. Matthew Rhys oyunculuğunu hayranlıkla izledim. Keşke mini dizi değil, sezonluk dizi olsaymış.
İthaf gibi ithaf. Günümüz Türkçesiyle “Güzellik ve saflığını tasvir etmeye çalıştığım o seçkin ruhun aziz sahibesine” demekmiş. Mehmet Rauf’un okuduğum kitabında yazıyor. İnsan yazar olunca ağzı böyle güzel laf yapıyor tabii.
Eminim Isabel Allende’nin romanı çok daha güzeldir ama benim çok sevdiğim bir uyarlama oldu. Aşk, travma, intikam, şiddet, hafıza, sınıf mücadelesi, toplumsal roller ve büyülü gerçekçilik harmanlanmış ve çok güçlü bir dizi çıkmış ortaya. Tam bir aile destanı. Sinematografi ve performanslar harika.
Hem arka kapak yazısından hem de Booker finalisti olmasından dolayı beğeneceğimi düşünerek almıştım ama beklentimin çok altında çıktı. Kurgu çok sıradan ve sıkıcı, herhangi bir özgünlüğü ve derinliği yok. Sevemedim ve karakterlerle de bağ kuramadım. Okumayan bir şey kaybetmez bence. #booksky
Hikâye anlatımındaki bazı eksiklikleri, aceleye getirilmesi ve melodrama düşmesiyle elindeki potansiyeli harcamış bir dizi. Yoksa konusu gayet ilgi çekici, tekinsiz atmosferi ve oyunculuk performansları da çok başarılı aslında. Sağlam bir psikolojik drama olabilecekken klişe bir gerilime dönüşmüş.
Diyalog ağırlıklı ve karakter odaklı bir roman. Temposunu kaybetmiyor, sürükleyici bir kurguya sahip, akıcı bir dili var. Hayatın akışında kaybolup giden yıkık erkek profilini güzel çizmiş. Ortası yok bu kitabın; ya seversiniz ya da sevmezsiniz. İlker Çatak uyarlamasını merakla bekliyorum. #booksky
Bir Amerikan banliyösünde geçen kara komedi dizisi. Orta yaş krizi, yalnızlık ve ilişkiler temalarını baz alan, yetişkinliğe ve hayatın anlamsızlığına dair absürd ve keyifli bir hikâyesi var. Gizem, dram, komedi dengesi ve oyunculuk performansları çok iyi. Ben beğendim, şans vermeye değer derim.