Sakarella
@leydinekbet
Nakliyeci. 51 yaşında, yakın gözlüklü.
Herrr şeyin elişi eserine dönüşebilmesi içimi coşturuyor. Sivrisineğin bile.
Bunları okuyan da beni acıya düşkün biri sanacak. Hiç değilim halbuki. Neyse, şu da şahane bir şeymiş.👇🏼
Öte tarafta Homeros’un denizi “wine dark” diye tarif etmesini tartışıp duruyorlar. Yok mavi renk o zamanlar adlandırılmış da şuymuş buymuş. Al kardeşim, şu fotoğrafta deniz gördüğünü sanmana neden olan renk işte. Halla halla ya.
Şunu gördüğüm zaman pek sevmiştim. Bu farklı bir teknikle yapılmış ama seninkini görünce tanıdık görmüş gibi sevindim:)
Haftalardır şu kitaba saplandım. Okurken bunalıyorum. Bu topraklarda bazı şeyler Osman Gazi’den beri değişmemiş. Çok uzun süre hüküm sürmüş, devleti güçlendirip büyütmüş padişahlar bile günü gelince ceberrutlaşmış, halka ve çevresine eziyet etmiş. Fetih fetih de, kime yaramış, ne pahasına yapılmış?
Ramazan Gülten’in maaşı kesilmiş, arabasını satmak zorunda kalmış. Kredisini ödeyemediği bahçe katı bir evceğizi vardı, duruyor mu bilmem. Bir bu çocuk kitabı kalmış gelir getiren. (Kendisi önce ağzı burnu kan içinde bırakılan, sonra hapse atılan Üsküdar imar müdürü.) Destek olabiliriz.
Yıllardır buna benzer pijama altları giyiyorum ben. Demek ki bu sene yataktan kalkıp dışarı çıkabileceğim.
-Günaydın. Nassın? -Nassı olaym. Sen nasssın? -İyi be ya. Daha daha nassın?
Dut çiçekleri. Bu kadar çalışkan bir ağaç daha var mıdır? 1500 kilo meyve yapmasının yanı sıra, uğraşamam diye bir yığın çiçeğini de döküyor mübarek. Bereket ve doğurganlık getirmesi için yeni evlilerin bahçesine bir dut fidanı dikilirmiş eskiden.
Gökkuşağına nerede rastlayacağınızı bilemezsiniz.🌈 (Güneş cam kapıdan kırılınca böyle oldu.)
Şimdiye kadar görmeyi ve koklamayı isteyip de denk getiremediğim çiçekler: 1. Selluka (İzmir sarmaşığı) 2.Kokulu menekşe 3. Itırşahi (kokulu bezelye)
Az önce, bir kısım halkımızın galaya ”yoğurt kepçesi çiçeği” dediğini öğrendim😄 (Calla da zaten olmuş gala.)
Bitirdim. Dehşetle ve acıyla mesafe bırakarak, kalem cambazlığı yapmadan dümdüz yazılmış olmasına, hatta inceden mizah içermesine rağmen göğsüme öküz oturdu. “Savaş hiç bitmiyor.”
Şunların bir tür meşenin çiçekleri olduğunu ancak bu yaşımda öğrendim. Şu anda nasıl anlamadığıma şaşırıyorum. Bunlar nispeten belirgin, bazı başka türlerde daha küçücük, dala bitişik oluyorlar. Dökülen şeylerin taze yaprakların kesesi filan olduğunu farz edip geçmişim.
Yaşlanmak, artık dişlerini çok sızlattığı için yeşil eriğin çıkmasını hasretle, hevesle beklememektir mesela. (Old Woman, James Coates)
Devedikeni çok güzel. Bir de bazı insanların elinden ne güzel şeyler çıkıyor, imreniyorum.
Hadi bir güzellik daha paylaşayım. İçini Hollandalı mimar Michel de Klerk'in Art Deco tarzında tasarladığı, 1921-1999 yılları arasında hizmet vermiş bir postane şubesi. Şimdi müzecik olmuş. Amsterdam'da emekçi sınıf için yaptığı Het Schip adlı bir mesken bloğundaymış. O da ayrı güzel.